Adanın seksi ünlüsü: Duygu Bal

Kastettiğimiz Heybeli ya da Burgaz değil. Bu sezon da Survivor'da her zamanki gibi ortam renkli, isimler iddialı. Ünlü ve fazlasıyla güzel voleybolcu Duygu Bal ise adanın daha şimdiden en çok konuşulanı...

05 Mart 2014

Adanın seksi ünlüsü: Duygu Bal

Sarışın, güzel bir kadın karşımdaki. Sporcu olmasının da etkisiyle kusursuz bir vücudu var. Karın kasları müthiş, bacaklarıysa boyum kadar. Yaptığım ön araştırma gösteriyor ki, mesleğinde gayet başarılı, çok güzel giden de bir ilişkisi var. Bir kadının başka bir kadını sevmemesi için tüm özelliklere sahip anlayacağınız.

Haliyle ünlü sporcuya bayılmıyorum. Ama sohbet ilerledikçe hayatın bana hep öğrettiği ancak her seferinde unuttuğum bir şeyi hatırlıyorum: Önyargı kötü şey! Duygu Bal hakkında siz ne düşünüyorsunuz bilmiyorum ama bu hikayenin sonunda siz de onu en az benim kadar seveceksiniz.

Duygu Bal, 1987 doğumlu. Ankara’da, kendi tabiriyle “klasik”, memur bir ailenin kızı olarak dünyaya gelmiş. Yaklaşık sekiz-dokuz yıl önce, annesiyle babası ayrılmış. İki ay önce hiç beklemediği bir anda annesini kalp krizi sonucu kaybetmiş. Konuşmalarından, babasıyla arasının pek iyi olmadığını anlamam zor olmuyor. Aile ortamına büyük bir özlem duyduğu o kadar açık ki... Nitekim, “Kalabalık aileye hasret bir insanım. Önce annemle babamın ayrılığı, ardından annemin vefatı beni çok etkiledi. Yalnızlığı ve sessizliği sevmiyorum, bu nedenle de hep yaşamak için kalabalık semtler seçiyorum” diyerek düşüncelerimi onaylıyor.


Survivor’a katılma nedeni de biraz bu. Hem içinde bulunduğu psikolojiden kurtulmak hem de Acun Ilıcalı’nın yaptığı işlerde hep bir aile ortamı olduğunu düşünmesi. Adada bunun bir kez daha yaşanacağına inancı tam.

Dayanamayıp, geçen yıllarda Survivor adasında pek de huzurlu bir ortam göremediğimizi hatırlatıyorum. Önce gülüyor, sonra da beni ikna etme çabasına girişiyor. Önceki günlerde vize almak için tüm ekip Amerikan Konsolosluğu’na gitmişler ve ilk kez orada bir araya gelip birbirlerini çok sevmişler. “Sorun illa ki çıkacaktır. Çünkü aramızda sigara içenler var ve sigarayı bıraktıklarında iki kat sinirli olacaklarını düşünüyorum. Ayrıca kadınların çok olduğu bir yerde sorun çıkmaması da imkansız. Ama her ailede kavga, gürültü olur” diyor. Belli ki ya geçmiş yarışmaları izlememiş ya da haddinden fazla iyimser biri.

İkinci seçeneğin doğru olduğunu anlamam uzun sürmüyor: “Ben her zaman böyleydim. Fazla iyimser... İster inanın, ister inanmayın, Fenerbahçe’de oynamadan önce kötülük nedir bilmezdim. Herkesi iyi zannederdim. Oysa orada çok kötü insanlar tanıdım. Mesela kulüpte annem yaşında bir kadın vardı, işi gücü bırakıp beni daha da dibe çekmek için uğraşırdı. Yine de bunları düşünüp iyimser tarafımı kaybetmek istemiyorum. Bu beni aşağı çeker çünkü.”

Anlatamadığım bir saflık ve iyi niyet var onda. Bunu çok net görebiliyorum. Devam ediyor: “Hayatta en sinirlendiğim şey, bende var olmayan bir şeyin varmış gibi gösterilmesi. İnsanlar sporcu denince paspal bir tip olmamızı bekliyor. Saçımızı tepeden toplayalım, aman ha fön çektirmeyelim, hep eşofmanlarla dolaşalım. Hem zaten topuklu ayakkabı bizim neyimize! Oysa ben kendime bakmayı, modayla ilgilenmeyi, güzel görünmeyi seviyorum. Dergilere verdiğim pozlara bakıp ‘Spora değil, bu işlere kafa yoruyor’ diyerek bana uygun olmayan bir imajı üstüme yapıştırmaya çalışıyorlar. Bu beni çok yıprattı, inanın mesleğimden soğudum.”


GQ Türkiye’ye verdiği pozların da eleştirileceğine emin. Ama pek umurunda değil. Fotoğraf çektirmeyi seviyor. Hatta ileride modellik yapma fikrine de son derece sıcak bakıyor. “Tekliflere açık” anlayacağınız.

Olmayacak şey de değil hani. Düzgün fiziğinin aileden gediğini anlatıyor. Annesi çok güzel bir kadınmış, kendisinden bile güzel. Zaman zaman annesinin nazardan vefat etmiş olabileceğini dahi düşünüyor. Buna inandığı için bileğine kocaman bir nazar boncuğu dövmesi yaptırmış. Önceleri, inançlarından ötürü dövmenin günah olduğunu düşünüyor ama yaptırmayı da çok istiyormuş. Çareyi Diyanet İşleri’ni aramakta bulmuş. Onlardan onay çıkınca hiç düşünmeden yaptırmış. Vücudunda bir de melek kanatları taşıyor: “Meleklerin gücüne inanıyorum. Herkesin dini kendine, ancak her zaman söylediğim bir şey var: Secret kitabını okuyacağınıza, sabahları kalkıp namaz kılın. Böyle etkili bir meditasyon olamaz. Dışarıdan aklı beş karış havada, o gece kulübü senin, bu bar benim dolaşan, hoppa biri gibi duruyor olabilirim ancak iç dünyam çok farklı.”

Yakın zamanda yaşadığı acıya rağmen nasıl oluyor da bu kadar güçlü durabiliyor? Özellikle son bir ayda, hayatın kendisine öğrettiği en önemli şeyden bahsediyor: “Her türlü yaşamaya devam ediyoruz; iyi de geçiyor, kötü de. Hayatı tamamlamak diye bir şey olduğuna inanıyorum, ne kadar iyi ve dürüst yaşayabilirsek, tamamladığımızda her şey o kadar güzel olur.”


Survivor süreci, bu dönemde onu oyalayan en iyi şey olmuş. Aslında sportif anlamda çok ciddi bir teklif de almış ancak kendisini yeni bir sorumluluğa hazır hissedemediği için yarışmaya katılmayı tercih etmiş. Bunun için de insanların üstüne gelmelerinden korkarak bir açıklama yapma ihtiyacı hissediyor: “Voleyboldan kopmak istemiyorum. Çok küçük bir camiayız ve ben yalnızca bir sezon ara verdim. Yine de yeniden bir yerde başlayacaksam buranın Fenerbahçe olmasını çok isterim.”

“Dünyaya erkek olarak gelseydim, kesinlikle Aziz Yıldırım gibi bir adam olmak isterdim” diyecek kadar başkanına âşık bir sporcu. Ona göre Fenerbahçe’deki en samimi insan Aziz Yıldırım. Ama takıma dönme isteğinin asıl sebebi, başkanına değil bu renklere duyduğu yoğun sevgi. Genelde sporcular, renklerini pek belli etmezler. Ancak Duygu Bal, her konuda olduğu gibi bu konuda da çok net: “Fenerbahçe’den önce İtalya’da oynadım. Bizde çok fazla yabancıya düşkünlük var, Türkler ağzıyla kuş tutsa da silik kalabiliyor. Oysa orada herkes eşit. Survivor dönüşü bir takıma gideceksem Fenerbahçe olmasını isterim. Ne yazık ki bu konuda profesyonel davranamıyorum. Hissettiğim şeyi söylemek bana kaybettirecekse kaybettirsin, umurumda değil.”

Röportajın tamamı ve çok daha fazlası GQ Türkiye Mart Sayısında ve GQ Türkiye iPhone/iPad edisyonunda...


Instagram’ı Sevmemiz İçin Bir Sebep Daha: Vittoria Ceretti

KADINLAR | Instagram’ı Sevmemiz İçin Bir Sebep Daha: Vittoria Ceretti

Instagram’ı Sevmemiz İçin Bir Sebebi Daha: Megan Williams

KADINLAR | Instagram’ı Sevmemiz İçin Bir Sebebi Daha: Megan Williams

Instagram’ı Sevmemiz İçin Bir Sebep Daha: Gaia Weiss

KADINLAR | Instagram’ı Sevmemiz İçin Bir Sebep Daha: Gaia Weiss

Aykırı Prenses: Vanessa Kirby

KADINLAR | Aykırı Prenses: Vanessa Kirby

Instagram’ı Sevmemiz İçin Bir Neden Daha: Rocío Crusset

KADINLAR | Instagram’ı Sevmemiz İçin Bir Neden Daha: Rocío Crusset

Instagram'ı Sevmemiz İçin Bir Sebep Daha: Rose Bertram

KADINLAR | Instagram'ı Sevmemiz İçin Bir Sebep Daha: Rose Bertram

Daha Fazla Göster