Futbolun istenmeyen adamları

Chelsea’nin yeni menajeri Rafa Benitez, taraftarlar tarafından hiç de hoş karşılanmadı. Peki taraftarın istemediği diğer hocaların akıbetleri neydi?

09 Aralık 2012

Futbolun istenmeyen adamları

Rafael Benitez, 2009-2010 sezonu sona ererken Anfield Road’u terk ettiğinde, onun bir gün Chelsea’nin başına geçeceği kaç kişinin aklına gelmişti bilinmez. Altı yıllık Liverpool macerasına Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu, UEFA Süper Kupası, FA Cup gibi başarıları sığdırmış olan İspanyol hoca, Chelsealilerin neredeyse tamamının nefret ettiği bir isim olmuştu. Jose Mourinho’nun mavileriyle kıyasıya bir rekabete giren ve bir dönem ligde, kupada, Şampiyonlar Ligi’nde üst üste Chelsea maçlarına çıkan Rafa’nın Liverpool’u, Londralıların en sevmediği takımlar listesinde de başa yerleşmişti. Roman Abramovich’in Chelsea’yi satın almasından sonra zirveye oynamaya başlayan maviler, büyüklüklerini Liverpool üzerinden kanıtlamayı seçmiş ve kırmızıları bir anlamda en büyük rakipleri ilan etmişlerdi. Rafa da bu antipatiden nasibini almış ve İngiltere’nin başkentinde hiç de sevilmeyen bir figüre dönüşmüştü.

İşler zamanla değişti. İspanyol’un Liverpool macerası sona ererken, Mourinho sonrası bir türlü teknik direktör istikrarı yakalayamayan Chelsea eski günlerde olduğu gibi sürekli hoca eskitmeye başladı. Rafa, Inter macerasını hayal kırıklığıyla kapatınca çalıştıracak takım bulamadı ve inzivaya çekildi. Bir önceki sezonun Şampiyonlar Ligi şampiyonu Chelsea’nin sahibi Abramovich ise, hayatta en fazla istediği kupayı kendisine getiren Roberto Di Matteo’ya ancak 12 hafta sabredebildi.

Benitez bir takım çalıştırmıyordu ve Chelsea’nin de bir hocası yoktu. Ancak yine de bu ikisinin bir araya gelmesi çok büyük bir sürpriz olurdu. Roman kimsenin beklemediği o hamleyi yaptı ve Rafael Benitez’e "Sezon sonuna kadar teknik direktörüm ol" dedi. İspanyol artık Stamford Bridge’deydi. Kıyamet de bundan sonra koptu. Roberto Di Matteo’yu unutmayan Chelsea taraftarı, Rafael Benitez’i hiç de hoş karşılamadı.

Takımın başında çıktığı ilk maç olan Manchester City maçında pankartlarla Londra istenmediği kendisine hatırlatılan Rafa, sezon sonuna kadar bu protestolara göğüs germek zorunda. Açtıkları pankartlar, söyledikleri tezahüratlar ile İspanyol hocayı bir saniye bile takımın başında görmek istemediklerini açık açık ortaya koyan Chelsea taraftarı ise, Benitez’i bir an önce takımdan gönderebilmenin derdinde.


Milano’yu Bölen Adam
2010 yılının sonunda Rafael Benitez’in Inter macerasının bitmesinin ardından, mavi siyahlıların başkanı Massimo Moratti de, tüm tepkileri göze alarak oldukça bir radikal karara imza attı. Yıllarca ezeli rakipleri Milan’ın formasını giymiş olan, bir önceki sezon da kara kızılların teknik direktörlük koltuğunda oturmuş olan Leonardo Araújo’yu takımın başına geçirdi.

Bu transferin dedikoduları çıktığında basına “Espri yapmanın sırası değil” diyerek taraftarı rahatlatan başkan, ardından attırdığı imzayla tepkileri üzerine çekti. Bir Milan sembolüne dönüşmüş olan Leonardo, Guiseppe Meazza sakinleri tarafından hiçbir zaman benimsenmemiş, yaptığı harika başlangıca rağmen protesto edilmişti. Öyle ki, Inter’in başında Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu yaşayan Jose Mourinho bile, taraftara bir çağrı yaparak Leonardo’ya güvenmelerini istemiş ve sabırlı olmaları gerektiğini söylemişti. Yaklaşık altı ay boyunca Inter’in başında kalan Brezilyalı futbol adamı, istifasının üzerinden bir ay bile geçmeden Arap sermayesinin bol sıfırlı çağrısına uyarak Paris Saint Germain’in yolunu tuttu.


 
O da İngiltere'yi karıştırdı

Alex McLeish de, tıpkı Benitez gibi İngiltere’yi karıştıran bir transferin kahramanı oldu. 2011-2012 sezonu başında Birmingham City’den Aston Villa’ya transfer olan İskoç menajer, Villa Park sakinleri tarafından uzun süre protesto edildi. Transfer söylentileriyle protestolara başlayan taraftarlar, kulübü kombine almamak ve stadı boş bırakmakla tehdit etse de bu transferin gerçekleşmesine engel olamadılar.

Ezeli rakipleri Birmingham City’nin hocasını Villa Park’ta görmek istemeseler de bu gerçeğe katlanmak zorunda kalan taraftarlar, McLeish takımı ancak 16'ıncı yapıp kovulduğunda rahat bir nefes aldılar. Alex McLeish ise, Birmingham City’den Aston Villa’ya doğrudan transfer olan ilk menajer olarak tarih sayfalarındaki yerini aldı.




Bize “Uygun” Değil
Bülent Uygun’un Bucaspor macerası da, taraftarın hiç de içine sinmeyen bir hikaye olarak hafızalarımızdaki yerini koruyor. 2010-2011 sezonu başında İzmir ekibinin başına geçen Uygun, bir kısmı eski oyuncularından oluşan bir transfer çılgınlığıyla takımın kadrosunu neredeyse tamamen yenilemişti. Bucaspor için maliyetli olan bu transferlerle başarıyı yakalaması beklenen Bülent Uygun, ligin henüz yedinci haftasında istifa ederek taraftarı da şoke etti.

Uygun’un istifasının ardından protestolara başlayan ve “Bülent Uygun pişmanlıktır” sloganını şiar edinen Bucaspor taraftarı ise, yapılan maliyetli transferler, takımı yolun başında bırakıp gitmesi gibi sebeplerle genç teknik adama duydukları kızgınlığı uzun süre dile getirdiler. Bucaspor o sezon küme düşerek taraftarını üzerken, Bülent Uygun ise hepimizin yakından bildiği çeşitli soruşturmaların içinde yer aldı.

Tüm bu örnekler, taraftarın kulübün başında görmek istemediği bir ismin henüz başarılı olamadığının kanıtı. Modern futbolda yönetimler taraftarın fikrini hiçbir konuda dinlemiyor ve onları sadece müşteri olarak görüyor olsa da, bazen tribünlere kulak kabartmaları gerektiği de gün gibi ortada.

Armağan Ükünç